Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars

Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars

Suada’da bir arkadaşımın doğum gününde canlı performansını dinleme fırsatı bulduğum Ayhan Sicimoğlu’na televizyonda yaptığı gezmeli-şarkı söylemeli programlardan aşinayım.  Rivayete göre MFÖ’nün ‘ Peki Peki Anladık’ şarkısını kendisine ithaf ettiği perküsyon ustası sanatçı, Tarsus Amerikan Koleji mezunu. Üniversite yıllarında İngiltere?de Miguel Serigides?e ve sonraları Londra?nın meşhur ?White Funk? grubu ?Kokomo? ile beraber çalmıştır. White Funk’tan sonra Türkiye’ye dönmüştür ve o zamanlar henüz kurulmamış olan MFÖ üyeleri ile kurduğu “İpucu Beşlisi ” grubunun Heyecanlı (1968) şarkısının bestesi kendisine aittir.

(Not: Daha önce Mazhar – Fuat adıyla beraber çalışan Mazhar Alanson ve Fuat Güner, ikiliye eşlik eden ve askerden dönen bas gitarist Özkan Uğur, perküsyonda Ayhan Sicimoğlu ve klavyede Galip Boransu ile çalışmaya başladı. Grubun yaptığı bazı İngilizce parçalar İzzet Öz’ün televizyonda yaptığı bir yarışmada bulmaca olarak soruldu. Herkes yabancı grup isimlerini tahmin edip grubu bulamayınca grubun adı “İpucu Beşlisi” kalır. )

httpv://www.youtube.com/watch?v=uPH7ipY17FE

Türkiye’nin ilk klibi. 1968

Türkiye’den sonra İtalya’ya, 2 sene sonra New York’a giden sanatçı latin çevrelerinde bir çok kişi ile çalışmış ve eğitmenlik yapmıştır. 7 sene sonra şu anda da performans sergilediği grubu Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars’ı kurmuştur. Portekizce, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca bilen ve müziğini “Akdeniz Latin” olarak tanımlayan sanatçının opera sanatçısı bir kızı vardır. 2006 yılında Friends&Family adını verdiği ve Kolombiyalı Rodrigo Rodriguez, Kübalı trompetçi Amik Abdel Guerra Ling Long; Perulu Cesar Correa, Fahir Atakoğlu, Aydın Esen, Özkan Uğur, Uğur Yücel, Mirkelam ve kızı soprano Ayşe Sicimoğlu ile çalıştığı bir albümü bulunan sanatçı, halen performanslarına, radyo ve tv programlarına devam etmektedir.

httpv://www.youtube.com/watch?v=6HhpBQjFS5I

 

Elton John

Elton John

Sir Elton John memlekete geldi gitti fakat ben hala yazamadım kendisiyle ilgili yazımı. Şehir dışında olduğumdan konseri kaçırdım ama yazılanlardan çok iyi bir performans izlendiğini öğrendim. Gelmiş geçmiş en iyi sanatçılar arasında yer alan, Grammy ve Altın Küre dahil bir çok ödülün sahibi bu aykırı ve çirkin adamın hikayesi aşağıda. İyi dinlemeler ve okumalar,

Sir Elton Hercules John (ya da asıl adı ile Reginald Kenneth Dwight) 1947’de Londra’da doğmuştur.  Anneanne ve büyükbabasının yanında dünyaya gelen Elton John, piyano çalmaya 3 yaşında başlamıştır. Babası askeri bir bandoda yarı profesyonel olarak trompet çalan John, büyük bir müzik dehası olduğu anlaşılana kadar çeşitli işlerde çalışmaya yönlendirilmiştir. Daha sonra ailesinin de yönlendirmesiyle müzik eğitimi almaya başlamıştır.

60lı yılların başında ilk grubu Bluesology’i kuran ve 65 yılında profesyonel olan sanatçı, o yıllarda pek çok solo konser vermiş, otellerde ve publarda çalışmıştır.

1966 yılında Long John Balddy’nin gruba katılmasıyla liderliği ele geçirmesi Elton John’un hayallerini yıkar fakat organizatör Ray Williams Liberty Record’dan kendisine “Scarecrow”, “Boom-Bang a Bang” ve ” Empty Sky” albümleri çıktı fakat pek ses getirmedi. 1970 yılında aylar boyunca stüdyoya kapanıp “He Ain’t Heavy He’s My Brother- Border Song- Elton John” albümünü sınırlı bütçe ile oluşturdu. Albüm İngiltere listelerinde 2.sıraya kadar yükseldi. Bu albümdeki “Your Song”, Elton John klasikleri arasında yerini aldı.

httpv://www.youtube.com/watch?v=mBCVEcjScTQ

1972 ile 1975 yılları arası şarkıları “Rocket Man”, “Daniel”, “Saturday Night’s Alright for Fighting”, “Goodbye Yellow Brick Road”, “Candle in the Wind” ve “Someone Saved My Life Tonight”  listelerde birinci sıralarda yer aldı. 1075 yılında John Lenon ve Yoko Ono ile yakınlaşan, 1976’da Kiki Dee ile düet yapan John, “Don’t Go Breaking My Heart”, “Here and There” ve “Blue Moves” ile zirvedeydi.

1977 yılında artık müzik yapmaacağını açıklamasına rağmen çalışmalarına devam eden sanatçı 80lere gelirken sağlık problemleri ve biseksüel olduğu ile ilgili haberler yüzünden sıkıntılı dönemler yaşadı. Pek çok hayranı sanatçının cinsel tercihini kabul  etmedi ve bu yıllarda albüm satışları azaldı. Bu durumu düzeltmek için çalışan Elton John 1983’teki “Too Low For Zero” ve ” I’m Standing” ile tekrar doğmuştur.

httpv://www.youtube.com/watch?v=xbMSffYRiPM

Bir yıl sonra Renate Blauel ile evlenen ve 1985’te AIDsle mücadele konserini veren sanatçı 1986 yılında bir açık hava konserinde rahatsızlanmıştır. Bu dönemde gırtlak kanseri olduğu ve evliliğinin iyi gitmediğiyle ilgili söylentiler ortaya çıkmıştır. 1988’de “Reg Strikes  Back” ve “I Dont Wanna Go On With You Like That” ile büyük sükse yaratmış ve boşanması ile birlikte müziğe iyice konsantre olmuştur. Devamında gelen “Sleeping With The Past” albümü ile başarısını sürdüren sanatçı, 1991 yılında İngiltere’nin en zengin kişileri arasında gösterilmiştir. 1992 yılında “The One” albümü ile başarısına başarı katan sanatçı, aynı yıl AIDs ile mücadele için bir fon oluşturmuş ve gelirinin büyük bölümünü bu fona aktarmıştır.

httpv://www.youtube.com/watch?v=85B_REWeNcM

1993’te Bonnie Rait, Paul Young, KD Lang ve George Michael ile beraber oluşturduğu “Duets” albümü beklenen başarıyı yakalamış ve aynı yıl “The Lion King” filmi için bestelediği 5 şarkı ABD listelerinde ilk sıraya çıkmıştır. Film için bestelediği “Can You Feel The Love Tonight” en iyi film müziği Oscar’ını almıştır. (Şarkıyı çok net hatırlıyorum. Zira annem filmin fanatiği olduğundan vizyona girdiği sene 4 kere sinemada izleme şerefine erişmiştim. (Evet her seferinde ağladık.!))

httpv://www.youtube.com/watch?v=uCebAa9qKz8

httpv://www.youtube.com/watch?v=QdVLClrfrOk

1997 yılında kariyerine “Made in England” ile devam eden Elton John, yakın arkadaşı Prenses Diana’nın ardından cenazesinde “Candle in the Wind”ın yeni düzenlenmiş halini milyarlarca insanın önünde söylemiştir. Bu çalışma herkesin takdirini kazandıktan sonra “The Big Picture” albümü büyük istek görmüş ve ABD’de o yılın en çok satan albümü olmuştur. 1999’da Amerikalı country yıldızı LeAnn Rimes ile “Written in the Stars” şarkısında düet yapmıştır. Bu çalışma Mart ayında listelerde ilk 10da yer almıştır. Aynı sene Elton John and Tim Rice’s Aida albümünde  Grammy’lerden “En İyi Müzikal Şov Albümü”nü kazanan müzisyen 2001 yılında “Songs from the West Coast”, 2004 yılında “Peachtree Road”, 2006 yılında “The Captain & the Kid” ve 2010 yılında Leon Russell ile “The Union” albümünü sevenleriyle buluşturmuştur. (Benim yaşlarımdaki hayran kitlesini ise 2004 yılında Blue grubu ile düet yaptığı “Sorry Seems To Be Hardest Word” şarkısını borçludur. (Oradaki saçlarında sarı balyaj olan çocuğa aşıktım o zamanlar 🙂 ))

httpv://www.youtube.com/watch?v=GvbQzRAi4wM

Elton John’un yakın zamanda tekrar İstanbul’da olmasını bekliyorum. İnşallah o zaman kaçırmayacağım.

Tekrar İyi dinlemeler,
Kaynak: wikipedia, rehberim.net (heretic)

Concha Buika

Concha Buika

15 Temmuz’da İstanbul Caz Festivali kapsamında İstanbul da olacağını duydum ya.. Yazmasam olmaz! Buika Javier Limon’un flamenkosunu müthiş sesiyle yorumlayacak. Bilet fiyatları için tıklayınız. Bir aksilik olmazsa orada olacağım. (Yazarın notu 18/7/11 : Gidemedim 🙁 )

Gelelim Buika’ya. Sesini duyunca adını bilmeseniz bile aa duymuştum diyeceksiniz. Çünkü bir yerlerde duyulduğunda unutulmayan seslerden.  Ailesi Ekvator Ginesi kökenli Buika, solcu bir yazar olan babası Gine’den kaçıp İspanya’ya sığınınca 1972 yılında İspanya, Palma de Mallorca’da doğmuştur. Çocukluğu çingenelerin yaşadığı bölgede tek siyahi aile olmanın zorluğu ve fakirlikle geçer. Zorlu bir çocukluk geçiren Buika, babasının altı kardeşi ve annesiyle beraber onları bırakıp Gİne’ye geri dönmesiyle daha sıkıntılı zamanlar geçirmiştir.

Hem yaşadıkları mahallede flamenkonun bir yaşam tarzı olması, hem de Buika’nın annesinin evde Charles Aznavour, Frank Sinatra, Miles Davis plaklarını eksik etmeyen bir müzik aşığı olması Buika’nın gitar, piyano, kontrbas ve çello çalmasına altyapı olur.

Müzik kariyerine şarkıcı olan teyzesi sayesinde başlayan sanatçı, ilk yıllarda çok zorlanmıştır. Aç kalmamak için Pop kayıtlar yapmış, Londraya yerleşmiş, daha sonra Las Vegas’a gidip Tina Turner taklidi olarak şarkı söylemiş, sonra da Rachelle Ferrell ile “Blue Note Jazz Festival”inde sahne almıştır.

Hayatı 2005 yılında ünlü yapımcı, besteci, gitarist Javier Limon ile tanışması ile değişir ve aynı yıl “Buika” isimli albümünü çıkarır. 2006 yılında ise “Mestizuo” ve daha sonra büyük başarı gösteren “Mi Nina Lola” albümü çıkar.

httpv://www.youtube.com/watch?v=3TOqoNVxl8Q

2008 yılında piyasaya sürüken albümü “Nia de Fuego (Ateşin Kızı)” ise Buika’yı zirveye çıkarır.  Son olarak 2009 yılında Chucho Valdes ise birlikte “El Ultimo Trago” isimli albümü piayasaya sürülen sanatçı, flamenko , caz, gypsy rumba, soul, funk karışımı müziği ve “hüznün sesi” diye adlandırılan yorumuyla büyülemektedir. Çıplak ayakla sahneye çıkan, sahnede seyircilerle arasında müthiş bir bağ oluşturduğu anlatılan bu müthiş buğulu sesin sahibi, Mi Nina Lola albümü ile En İyi Albüm Prodüksiyonu dalında Grammy almıştır. 2008 yılında ise Nia de Fuego albümü ile Latin Dünyası dalında Grammy adayı olmuştur.

httpv://www.youtube.com/watch?v=OVUKh3mSLgo

httpv://www.youtube.com/watch?v=B8SVDn34vVQ

kaynak: vikipedia, stereomecmuasicom

 

Mabel Matiz

Mabel Matiz

mabel matiz, arafta,Beni tanıyanlar bilir. D&R’a girdim mi saatlerce dolaşabiliyorum rafların arasında. Geçen gün yine kitapların arasında kaybolmuşken çalan şarkı dikkatimi çekti. Önce ‘Rafet El Roman galiba…’ dedim. Yok değil. ‘Acaba Cem Adrian mı?’ diye düşündüm. Yok o da değil. Yeni çıkan ve çok satan albümlere baktım. Yeni kimseyi göremedim.

Neyse sonra elimdekileri ödemek için kasaya gittiğimde ‘Kim çalıyor?’diye sordum. Sordular ettiler. Yanda kapağını gördüğünüz CDyi uzattılar. Bu olayın üzerinden 2 gün geçti ve ben albümü o saatten beri durmadan dinliyorum.

Bu zamana kadar nasıl haberdar olmadım Mabel Matiz’den bilmiyorum ama artık sıkı bir takipçisiyim. Aslında şu anda ders çalışıyor olmam gerekirdi ama ara verip yazmak istedim. Hem uzun zamandır bu kadar etkileyen bir ses ve besteler duymadığımdan, hem de yazmayı özlediğimden.

İşte Mabel Matiz ve şarkıları. İyi dinlemeler.

httpv://www.youtube.com/watch?v=9dC2Hl-SkMo

Söylese O Ben Söyleyemem

(Bu şarkı eşliğinde okumanızı tavsiye ederim.)

31 Ağustos 1985 Mersin doğumlu sanatçı, çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını Erdemli’de geçirmiş. Bu Akdeniz kasabasının müziğinin hammaddesi olduğunu söyleyen Mabel Matiz, 2003 yılında İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ndeki eğitimi için İstanbul’a yerleşmiş ve 2008 yılında mezun olmuş. 2011 yılı itibariyleyse İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku bölümünde yüksek lisans yapmakta.

Müzik çalışmalarına lise ve üniversitedeki kısa süreli gitar ve şan dersleriyle başlayan sanatçı, birkaç grup çalışmasından sonra kendi şarkılarını yazmaya ve ev kayıtları yapmaya başlamış. 2008’de bu kayıtları paylaştığı myspace sayfası ile tanınmaya başlamış, Engin Akıncı, Alper Erinç ve Alper Gemici ile albüm çalışmalarını yapmış ve ilk albümü 11 Mayıs 2011’de çıkmış.

Asıl adı Fatih Karaca olan müzisyen takma adını, Kumral Ada Mavi Tuna romanındaki Tuna karakterinin takma adı Mabel ve müziğinin tanımına çok uyduğunu düşündüğü “çok sarhoş, düşkün kimse” anlamına gelen eski yunanca kökenli argo kelime Matiz’den oluşturmuş.

Mabel Matiz, Teoman’ın Aşk ve Gurur albümündeki ‘Sahilde Bir Sarhoş’ şarkısının söz ve bestesini, Göksel ve Keremcem’in yeni albümlerindeki bazı parçaların söz ve bestesini yapmış. Müzik dünyasına yeni bir soluk getirecek gibi gözüken sanatçı farklı ses tonu, sesindeki o ince hüzün, insanın taa içlerinde bir yerlere dokunan sözleri, az enstrüman ile çok şeyler başaran şarkıları ile şimdiden sessizce ama emin bir şekilde müzikseverlerin kalplerini fethediyor.

httpv://www.youtube.com/watch?v=5hLeEO7XGWY

Sahilde Bir Sarhoş (Teoman)

Albümdeki tüm şarkılara bayıldım. Her sözde, her cümlede inanılmaz şeyler yakalamış. Fakat en çok yukarıda paylaştığım ” Söylese O Ben Söyleyemem” şarkısına takıldım. Sonra ilk klip parçası ” Arafta”, sonra “Filler ve Çimen”, sonra Aysel Gürel anısına yazılmış bir Yalçın Tosun şiiri olan “Peruk gibi Hüzünlü”, sonra bir Birhan Keskin şiiri ” Zaman”, sonra Hrant Dink için yazılmış ve söylenmiş “Öteki”… Tüm şarkılar içime dokundu. O kadar değişik sözleri var ki, duyunca bir süre durup düşünme ihtiyacı hissediyor insan.  “Hatırlayarak yaşamak boynumuzun borcu ama
ölürdün unutmasan” diyor mesela yada aşkı, acısını anlatıyor “Ben yanarım. Küllerini savurur içimdeki köz. Sönse de gün ay. Ben sönemem.” diyor. Bu sözlere gitarı ve hisli, acılı, içten sesi ekleniyor…

Mabel Matiz’i dinleyin. Ben sanat yolculuğunu merakla ve ilgiyle takip ediyor olacağım.

httpv://www.youtube.com/watch?v=8NTJTV4Y_qE

Arafta

httpv://www.youtube.com/watch?v=kkWe-f7wV2M

Filler ve Çimen

  • http://www.facebook.com/MabelMatiz
  • http://www.mabelmatiz.com/
  • http://twitter.com/mabelmatiz
  • http://www.myspace.com/mabelmatiz
Amy Winehouse

Amy Winehouse

amy winehouseSkandallarla hatırlıyoruz onu hep. Uyuşturucu bağımlılığı, zayıflığı, ölmek üzere olduğu haberleri… Fakat diğer yandan henüz 30una bile gelmemiş olan genç kadının sayısız ödülü ve bu ödülleri borçlu olduğu inanılmaz bir sesi var. 20 Haziran Pazartesi akşamı Maçka Küçük Çiftlik Park?ta İstanbullu hayranlarına müzik ziyareti verecek olan soul müziğin yeni divasının kısa hayat hikayesini ve en sevilen parçalarını aşağıda bulabilirsiniz.

(19 Haziran 2011 yazarın notu: Amy Winehouse sağlık sorunları nedeniyle konserini iptal etmiştir.)

(23 Temmuz 2011 yazarın notu: Amy Winehouse 23 Temmuz günü evinde ölü bulunmuştur. )

amy winehouse14 Eylül 1983 tarihinde Londra’da doğan İngiliz soul ve caz bestecisi ve şarkıcısı Winehouse, eczacı bir anne ile taksi şöförü bir babanın kızıdır.Londra’da Southgate varoşlarında büyüyen sanatçı, çoğu caz müzisyeni olan akrabaları sayesinde müzikle ilgilenmeye başlamış. 13 yaşında ilk gitarına sahip olan ve 1 sene içinde besteler yapmaya başlayan Winehouse, bu yaşlarda uyuşturucu ile de tanışmaya başlamış. 16 yaşında profesyonel şarkıcılık yaşamına adım atan ve 20 Ekim 2003 yılında ilk albümü “Frank” yayınlanan sanatçının albümü ile İngiltere’nin en iyi kadın solisti ödülüne aday gösterilirken, Ivor Novello beste yarışmasında en iyi modern beste ödülünü kazanmış.

httpv://www.youtube.com/watch?v=7CYE0DYIbaw&feature=artistob&playnext=1&list=TL7hOdv1inPaE

İlk albümünden sonra 18 ay boyunca beste yapmayan sanatçı, 30 Ekim 2006 tarihinde yeni bir albüm (Back to Black) yayınlamış ve İngiltere listelerinde 1 numaraya yerleşmiş.

Albümün ardından yayımladığı “Rehab” single çalışması ise ulusal listelerde 7 numaraya kadar çıkmış, MTV müzik ödüllerinde canlı performans ile söylenmiş, Time dergisi tarafından 2007 yılında yılın en iyi on şarkısından biri olarak seçilmiş.

httpv://www.youtube.com/watch?v=KUmZp8pR1uc&feature=artistob&playnext=1&list=TLnZerEPBUGh8

8 Ocak 2007’de albümden ikinci single çalışması olan “You Know I’m No Good”u yayınlayan şarkıcıya, şarkının rap vokalinde Ghostface Killah eşlik etmiş.

httpv://www.youtube.com/watch?v=b-I2s5zRbHg&feature=artistob&playnext=1&list=TLerXs5J7HTRk

Albümlerinin  ABD’de yayınlanmasının ardından uluslararası ünü artan Winehouse, ülkede ‘gelmiş geçmiş en iyi çkış yapan yabancı kadın vokal’ olarak nitelendirilmişti .Uyuşturucu bağımlığı ile savaşan sanatçı, bir de aşırı zayıflığı nedeniyle genç yaşında sağlık problemleriyle savaşmaktaydı.

httpv://www.youtube.com/watch?v=ojdbDYahiCQ&feature=artistob&playnext=1&list=TLm8zvZElV84Q

kaynak: haber7

Bon Jovi

Bon Jovi

Blue Jean ortaokul yıllarımda her ay büyük heyecanla takip ettiğim bir dergiydi. O zamanlar sürekli Metro Fm dinler, haberleri, röportajları da Blue Jean’den okurduk. Yanda gördüğünüz sayıyı yakın bir zamana kadar saklamaktaydım. Posteri de öyle. Bir de derginin ek olarak verdiği “Best of Bon Jovi” CD’sini.

It’s My Life bir çeşit marştı aramızda. Bilmeyen yoktu herhalde. Şimdilerde Bon Jovi’nin 8 Temmuz 2011 konserinden haberler konuşuldukça kafamda çalıyor bu şarkı.

Dünya üzerinde 120 milyonluk albüm satışı yapmış, 50 ülkede 2700e yakın konser vermiş, 35 milyon kişiye canlı performans sergilemiş ve sayısız ödüle sahip olmuş bir grup…

Bon Jovi’yi tek şarkıyla hatırlamak olmaz tabi. Aşağıda videolarını paylaştığım birçok hit parçaları var. O zaman buyurun konser öncesi hem Bon Jovi kariyerini hatırlayalım, hem de şarkıları dinleyelim.

***

1982 yılında vokalist John Bongiovi “Runaway” adlı parça ile önce radyoların sonra tüm Amerika’nın dikkatini çeker. 83 yılında plak şirketlerinin peşine düşmesiyle David Bryan, Alec John Such, Tico Torres,Dave Sabo ve Richie Sambora ile bir grup oluşturan John, plak şirketinin tavsiyesiyle adını Jon Bon Jovi olarak kısaltır.

httpv://www.youtube.com/watch?v=s86K-p089R8

Bon Jovi adını alan grubun ilk albümü 21 Ocak 1984’te yayımlanır. 1985 yılının Nisan ayında ise grubun ikinci albümü 7800’Fahrenheit yayımlanır. Albüm ismini  kayanın erime derecesinden alır ve Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451 romanına gönderme yapar.

httpv://www.youtube.com/watch?v=5U6Y4xSa0HY

Grubun kariyerlerindeki dönüm noktası Slippery When Wet albümü ile olur. 1987 yılında yayımlanan albüm, o yılın en çok satan albümü olur ve Slippery When Wet, You Give Love A Bad Name, Livin’ on a Prayer, Wanted Dead or Alive, Never Say Goodbye gibi hitleri dünyaya kazandırır. Alt grup olarak sahne aldıkları canlı performanslar geride kalır ve albümden sonra Dio, Metalica gibi grupların ana grubu olarak sahneye çıkarlar.

httpv://www.youtube.com/watch?v=lDK9QqIzhwk

httpv://www.youtube.com/watch?v=ifm00JEjSeo

İki sene sonra, Eylül 88’de yayımlanan dördüncü albümleri New Jersey çok iyi tepkiler alır. Bad Medicine, Born To Be My Baby, I’ll Be There For You, Lay Your Hands On Me ve Living In Sin parçaları bu albüm ile listelerde başarılı olur. Aynı yıl Jon Bon Jovi ve Richie Sambora’nın MTV gecesinde akustik gitarları ile sergiledikleri performans oldukça beğeni toplar.

httpv://www.youtube.com/watch?v=wLupqZmewHI

Jon Bon Jovi’nin ilk solo albümü 1990 yılında yayımlanır: Blaze of Glory. Albüme adını veren şarkı ile Altın Küre-en iyi film müziği, Amerikan Müzik Ödülleri-en iyi pop/rock şarkısı ödüllerini alır, Grammy ve Oscar’a ise aday olur.

httpv://www.youtube.com/watch?v=MfmYCM4CS8o

1991 yılı Bon Jovi için duygusal açıdan bunalımlarla geçer. Gruptan Richie Sambora ayrılır ve solo albüm çıkarır. Jon Bon Jovi, kafasını dinlemek için yazı motorsikleti ile Amerika’yı dolaşarak geçirir.

92 yılında beklenen olur ve grup yeniden bir araya gelir. Bu geri dönüş Keep the Faith albümünü getirir. Albüm rocktan uzaklaşıp rock’n rolla yaklaşan tarzı ile hayranlarının tepkisini çeker. Keep The Faith, Bed Of Roses, In These Arms, I’ll Sleep When I’m Dead, I Believe ve Dry County parçaları bu albüm ile BonJovi klasikleri arasında yerini alır. Albümden sonra turneye çıkan grup 93 yılında İstanbul İnönü Stadında konser verir.

Ekim 1994’te grubun derleme albümü Cross Road yayımlanır. Daha önceki albümlerde yer almayan Always ve Someday I’ll Be Saturday Night şarkıları büyük ilgi toplar. Always, Amerikan müzik listesinin ilk onunda 6 ay yer alır ve BonJovi kariyerinin en büyük hiti olur.

httpv://www.youtube.com/watch?v=9BMwcO6_hyA

94 yılının sonunda bas gitarist Alec John Such, canlı performanslardaki hataları nedeniyle gruptan çıkarılır. Such’tan sonra grup 4 kişi olarak kariyerine devam etme kararı alır ve grup dışı basçılarla yola devam eder. 1995 yılında en iyi albümlerinden biri olan These Day’s yayımlanır. Ve bu seneler çok önemli dünya turneleri ile geçer. Yine turne dönüşü grup mola vermeye karar verir ve solo albüm çalışmaları yapılır.

97’de Jon Bon Jovi Destination Anywhere albümü , 98’de RichieSambora Undiscovered Soul albümünü yayımlar.

2000 yılında grup tekrar bir araya gelir ve 60 şarkı kaydeder. Bunlardan 12 tanesi albüme konulmak üzere kararlaştırılır. Crush isimli albümde yer alan It’s My Life şarkısı çok büyük ilgi toplar. Sonraları Crush Generation (Crush Nesli) olarak adlandırılacak genç nesil bu şarkı ile BonJovi hayranları arasında yerini alır.

httpv://www.youtube.com/watch?v=vx2u5uUu3DE

2002 yılında Bounce albümü yayımlanır ve albümdeki Everyday parçası gruba Grammy adaylığı getirir. 2003 yılında eski hitlerinin akustik versiyonlarını içeren This Left Feels Right, 2004 yılında grubun 20.yılı şerefine 100.000.000 Bon Jovi Fans Can’t Be Wrong yayımlanır.

httpv://www.youtube.com/watch?v=870-_Fa5bgo

Grubun 9. albümü olan Have A Nice Day, Eylül 2005’te yayımlanır. Yüksek tempolu şarkılar içeren albümdeki Who Says You Can’t Go Home şarkısının Jennifer Nettles ile yapılan düet ile ödüller kazanır. Jennifer Nettles ile yapılan country tarzı düetin beğeni toplaması nedeniyle grup, 2007 yılında country-rock tarzda şarkılar içeren Lost Highway albümünü yayımlar. Eski Bon Jovi hayranlarının tepkisiyle karşılaşan albüm, gruba yeni hayran kitleleri kazandırır.

httpv://www.youtube.com/watch?v=5CeX5VEo10c

2009 yılında grubun 25.yılına ithafen hazırlanan When We Were Beautiful isimli belgesel ile 11.albümleri The Circle yayımlanır. Grup,albüm sonrası Avrupa turu kapsamında İstanbul’a da uğrayacağı The Cirle Turnesindedir.

httpv://www.youtube.com/watch?v=CinDA5rcZHI

kaynak: wikipedia, youtube

İzmirli Gençler ve Rock Grupları: Model

İzmirli Gençler ve Rock Grupları: Model

Grubun adını eminim duymuşsunuzdur. Şarkıları bu aralar çok sık çalıyor. Ben en son Okan Bayülgen’in cumartesi günkü programında tekrar izledim. Gerçekten çok başarılılar.

Grubun en yaşlı üyesi 25 yaşında. Hal böyle olunca herkes şaşırıyor. Bu kadar genç, bu kadar sağlam müzik nasıl yapıyorlar diye. Efendim grubun destekçisi, albüm prodüktörü Demir Demirkan. Dolayısıyla müzik kaliteleri buradan geliyor.

Yıllardan 2005’te gitardaki Okan Işık, davulda Aşkın Çolak ve bas gitarda Can Temiz ile  kurulan grup 2007’de vokalleri Fatma Turgut ve gitarist Serkan Gürüzümcü’nin katılımıyla son halini almış.

2009 yılındaki Perili Sirk albümleri ile müzik dünyasına giriş yapan grup, albümlerin yanı sıra reklam müzikleri de yapıyor.  Hatta Efes Pilsen için yaptıkları Sokakta Hayat Var şarkıları çoğu kimse tarafından biliyor. Bu sene çıkardıkları Buzdan Şato albümleri ise şu sıralar radyolarda ve müzik kanallarında sıkça duyulmakta.

İzmirli grubun son hitlerini aşağıda dinleyebilir, albümlerini müzik marketlerde bulabilirsiniz.

İyi dinlemeler,


Model – Buzdan Şato 2011 | Orjinal Video Klip HQ..

Sokak Performansları ile Ünlenen Fransız Grup Zaz

Sokak Performansları ile Ünlenen Fransız Grup Zaz

Her şey facebooktaki videolarını izlememle başladı. 1-2 gün önce şarkılarını dinlediğimde “bir sokak grubuna göre inanılmaz bir performans” diye düşündüm. Hatta “bu kız kesin ünlü olur, yakında albüm filan çıkarırlar” diye önermeler yaptım. Fakat olayın aslı başkaymış efendim. Ablanın zaten bir adet albümü varmış.

Bizim videolardan bildiğimiz adıyla Zaz, fakat asıl adı Isabelle Geffroy olan Fransız  şarkıcı 1980 doğumlu. En ünlü hiti olan “Je Veux” parçasının da içinde olduğu ilk albümü Zaz,  10Mayıs 2010’da yayınlanmış. Caz,  soul, blues ve akustik karışımı bir stilde şarkılarını söyleyen Geffroy’un sesi Frehel ve Edith Piafı çokça andırıyor.

Albümü çıkmadan önce kısa bir süreliğine de olsa sokak şarkıcılığı yapmış olan Zaz, albümlerinden sonra sergiledikleri sokak performanslarıyla herkesin dikkatini çekti malum. Albüm performansları canlı performansları yanında çok yavan kalabilir ama Türkiye’de artık hemen her müzik markette albümü bulabilirsiniz.

Kıyaferleri, şarkı söylerkenki vücut kullanımı, sevimli gülümsemesi ve enstrüman olarak kullandığı sesiyle tüm beğenilerimizi kazanan  grubun şarkıları playlistimde yerini almıştır.

İyi dinlemeler herkese,

Not: ZAZ 22 Ekim’de Türkiye’de! Akbank  Jazz Festivalini bekleyin!

Official Website: http://www.myspace.com/zazofficiel

Playlist:

Je Vex şarkısının çevirisi

Donnez moi une suite au Ritz, je n?en veux pas !
Bana Ritz?den bir kıyafet ver, istemem onu !
Des bijoux de chez CHANEL, je n?en veux pas !
Chanel?den mücevherler, istemem onu  !
Donnez moi une limousine, j?en ferais quoi ? papalapapapala
Bana bir limuzin ver , ne yapayım onu ?
Offrez moi du personnel, j?en ferais quoi ?
Bana hizmetçiler öner , ne yapayım onu ?
Un manoir a Neufchatel, ce n?est pas pour moi.
Neufchatel?da bir malikhane, bana göre değil.
Offrez moi la Tour Eiffel, j?en ferais quoi ? papalapapapala
Bana Eiffel Kulesi?ni öner, ne yapayım onu ?
Je Veux d?l’amour, d?la joie, de la bonne humeur,
ben aşk, keyif , hoş mizaç (hoş sohbet olması daha olası gibi geliyor bana ama sözlük öyle diyor) istiyorum
ce n?est pas votre argent qui f?ra mon bonheur,
beni mutlu edecek sizin paranız değil
moi j?veux crever la main sur le coeur papalapapapala
ben elim kalbimde ölmek istiyorum
allons ensemble, découvrir ma liberté,
hadi beraber özgürlüğümü keşfedelim.
oubliez donc tous vos clichés,
yani bütün klişelerinizi unutun
bienvenue dans ma réalité.
benim gerçekliğime hoşgeldin(iz)
J?en ai marre de vos bonnes manières, c?est trop pour moi !
Sizin iyi davranışlarınızdan bıktım, bu bana fazla !
Moi je mange avec les mains et j?suis comme ça !
Ben ellerimle yemek yerim ve ben böyleyim !
J?parle fort et je suis franche, excusez moi !
Doğrudan konuşurum ve açık sözlüyüm, özür dilerim !
Finie l?hypocrisie moi j?me casse de là !
İkiyüzlülüğe bir son verin, bıktım bundan !
J?en ai marre des langues de bois !
Odunların dilinden bıktım !
Regardez moi,
Bana bakın
toute manière j?vous en veux pas et j?suis comme çaaaaaaa
Her şekilde (sanki bu hiçbir şekilde olmalı) sizden bunu istemiyorum ve ben böyleyim
(j?suis comme çaaa) papalapapapala
Ben böyleyim

kaynak: wikipedia, youtube, çeviri kaynağı-Özlem Patan

Saatlerce Dinlenebilen Kadın: Jehan Barbur

Saatlerce Dinlenebilen Kadın: Jehan Barbur

Hala bu müthiş sesin büyüsüne kapılmamış, harika sözler ve müziğiyle tanışmamış,  Jehan Barbur’u keşfetmemiş olanınız varsa elinizi çabuk tutun!

İsmini sıkça duymuş,  şarkılarına aşina olmuş olsam da,  müptelalığım geçen seneki Bülent Ortaçgil 40.yıl konserinde başladı.  (Ne konserdi! Senelerce konuşacağım galiba)

İnsanın içine işleyen sesi ve tekniği, masalsı ve akustik müziği, etkileyici şarkı sözleri ile her geçen gün hayran sayısı artan Barbur,  12 Nisan 1980’de Beyrut’ta doğmuş.  1998’e kadar İskenderun’da yaşamış, 2002’ye kadar da üniversite için Ankara’da. Bilkent Amerikan  Kültür ve Edebiyatı bölümünden  mezunu olduktan sonra, müzik hayatına adım atmak için İstanbul’a gelmiş.  Uyan ve Hayat isimli 2 albümü bulunan Barbur, profesyonel müzik hayatına canlı performanslar, seslendirmeler ve albümlerle devam ediyor.

Kısa kısa…

  • Adı sıkça Bülent Ortaçgil ve Kings of Convenience ile beraber anılıyor. Zira yumuşak tarzları ile benziyorlar.
  • Sarp Maden gitarda  , Murat Çopur bass gitarda kendisine eşlik ediyor.
  • Facebook sayfasında ve blogunda müthiş şiirlerini ve yazılarını paylaşıyor.
  • Piyano çalınan, tangolar, Fransız şansonları dinlenen bir evde büyümüş.
  • İlk albümü için kendisini Bülent Ortaçgil cesaretlendirmiş.

Bu müthiş sesi dinlemenizi, özellikle canlı performansını, tavsiye ederim.

Zeynep

Playlist

Pinhani’den yeni şarkı: Yitirmeden

Pinhani’den yeni şarkı: Yitirmeden

Son yılların en önemli çıkış yapan gruplarından biri kuşkusuz Pinhani. 2006’da yayınladıkları “İnandığım Masallar” albümleri,  Kavak Yelleri adlı gençlik dizisinin de etkisiyle büyük bir beğeni toplamış, Ben Nasıl Büyük Adam Olucam? , Hele Bi Gel, Beni Al gibi önemli ömürlük şarkıları akıllara kazımıştı. 2008’de yayınladıkları ikinci albümleri “Zaman Beklemez” ise, Ne Güzel Güldün ve Sevmekten Usanmam şarkılarını hayatımıza sokmuştu. Grup, iki albümün ardından bu sefer tek bir şarkıyla karşımızda: Yitirmeden.

Tanju Duru’ya ithaf edilen “Yitirmeden” adlı şarkı henüz müzik marketlerde yok. Sadece internet üzerinden dinlenebiliyor. Bu adresten ulaşabilirsiniz.

Video klip için tıklayın.

Aşağıda sözlerini bulabileceğiniz şarkının söz ve müziği grubun vokalisti ve gitaristi Sinan Kaynakçı’ya ait. Büyük üstat, müthiş gitarist Akın Eldes yine grubu yalnız bırakmamış ve elektronik gitardaki solosuyla döktürüyor. Grubun devamındaysa : İlkin Deniz kontrbasta, Turgut Alp Bekoğlu davulda, Erim Arkman ve Barış Erduran ise kayıtta.

Durup düşünmeye zamanın olur mu?

Yitirmeden anlamaz insan

Sevdiklerin yolun sonunda

Sarıl her fırsatında o insana

Arkasından ağlayan olma

Geri getirmez çok ağlasan da

Durur, durur belki başucunda

Annen baban kendi çapında

Abin bile kırk yedi yaşında

Ömür, ömür sanki bi kara kutuymuş

Günü gelince herkesin açılmış

Ama sorarsan hep geç kalınmış

Güzel günlerimizin bittiğini sanma

Belki bir daha böylesi olmaz

Ama her bi gün güzel aslında

Yakın durmanın zor olduğu ortada

Uzak olmak her zaman en kolay

Ama en zoru yalnız olunca

Uyur? Uyur belki hep yanında

İlk sevgilin kendi solunda

Her hatıra asılı duvarında

Şarkıyı arka arkaya defalarca dinledim. Sanki diğer Pinhani şarkılarından daha bir duygu yüklü olmuş. Ben oldukça sevdim.

Sizlere de iyi dinlemeler,

Not: 2 sene önce gittiğim konserlerinde Sinan Kaynakçı “Pinhani” nin okunuşunu öğretmişti. Pinhaaani şeklinde okunuyormuş. Pinhani, Farsçada “gizli” anlamına geliyormuş.

Fado’nun Genç Divası Mariza

Fado’nun Genç Divası Mariza

Fado aşkımı bilen bilir. Fizy kapanmadan önce müthiş bir liste yapmıştım orada ama artık cdlerle idare ediyorum. Amalia Rodriques başımızın tacıdır fakat yeni neslin müthiş bir yeteneği var: Mariza.

1973 Mozambik doğumlu şarkıcı Portekiz’in yeni gözbebeği Mariza. 2 Şubat gecesi İş Sanat’ın katkılarıyla İstanbul’da olan diva, “Terra ” albümü ile En İyi Folk Müzik ve En İyi Prodüktör dallarında Latin grammy ödüllerinin de sahibi olmuştu. Albümleri dünya çapında bir milyon satışa ulaşan Mariza, Türkiye’de de büyük ilgi görüyormuş. D&R’da şu anda satışta olan 7 adet CDsini bulabilirsiniz. 7 Mart’ta tüm dünya ve Türkiye’de yeni albümü satışa çıkacak olan sanatçının en sevdiğim parçalarından oluşan playlist aşağıda.

FADO

  • Fado, 19.yy’dan günümüze kadar uzanmış bir Portekiz halk müziği türüdür. “Fado” ‘kelimesinin tam bir çevirisi olmamakla beraber, kelime anlamı kadere veya alın yazısı yakındır.
  • Fado, balıkçı, kaşif ya da denizci olan sevgililerini, eşlerini denize uğurlayan ve onların geri dönmesini umutla bekleyen 19. yy Portekiz kadınlarının artık beklenen yakınlarının geri gelmemesi üzerine denize karşı yaktıkları ağıtlardan türemiştir. Bu nedenle Fado, derin acıların, hüzünlerin, özlemin, nostaljinin, mutluluğun ve aşkın ifade edildiği bir müzik türüdür.
  • Günümüz Portekiz’inde modern fado bir çok ünlü müzisyenin icra ettiği popüler bir müzik dalıdır.
  • Klasik Fado, bir Portekiz gitar ve bir klasik gitar eşliğinde tek bir şarkıcının performansıyla icra edilmektedir. Modern fadonun ise yaylı çalgılar dörtlüsünden tüm bir orkestraya kadar çeşitli uygulamaları mevcuttur.
  • Fado şarkılarını okuyan solistlere “Fadista” adı verilir. 20. yüzyılın en ünlü fado sanatçısı Amalia Rodriques’dir.
Let Me Entertain You “The Ultimate” by Sibel Tüzün

Let Me Entertain You “The Ultimate” by Sibel Tüzün

Sibel Tüzün Eurovision’a katılana kadar sıradan bir popçuydu benim bildiğim. O kötü şarkıdan sonra ise artık kariyerinin yok olacağını düşünmüştüm, Fakat sonra, bir televizyon programında caz performansını dinlediğimde çok başarılı bulmuştum.

Bendeki bu Sibel Tüzün “CV”sinden sonra geçen gece nereye gitsek diye düşünürken, kendisinin zaman tünelinde yolculuk yaşatan şovunda bulduk kendimizi. 50lerin hitlerinden yavaş yavaş günümüze gelirken Sibel Tüzün sahnede bir yuvarlak gözlüklerini takıyor, o çıkıyor taytlar geliyor, o gidiyor peruklarla Abba oluyor, Tina Tuner, Bob Marley oluyor…

Hayal Kahvesi Bistro, Taksim Meydanından İstiklal Caddesine girdikten sonra ilk solda kalıyor. (Hayal Kahvesinden iki sokak ötede) Giriş katı bar, performans salonu ise aşağıda. Şimdiye kadar gittiğim en küçük performans salonuydu ama maksat eğlenmek olunca hiç rahatsız etmedi.

Sibel Tüzün ve ekibinin şarkı seçimleri çok iyiydi. Sahne şovu çok eğlenceliydi. Bol bol dans etmek, keyifli bir gece geçirmek ve müthiş şarkıları dinlemek için bir sonraki performansı kaçırmamanızı tavsiye ederim.

“Sibel Tüzün?ün kurguladığı ve yorumladığı, geçtiğimiz sezon Hayal Bistro?da izlenme rekorları kıran enerjik, çarpıcı ve eğlenceli sahne şovu Let ME Entertain YOU bu yıl yenilenmiş versiyonuyla daha da eğlenceli!!

1950?lerden 90 sonlarına uzanan hit şarkıları, tiplemeleri, kostümleri, projeksiyonları, koreografileri ve perukları ile bu yıl da İstanbul gecelerinde en konuşulacak ve en eğlenceli sahne şovu olmaya aday Let ME Entertain YOU The ULTIMATE?ı kaçırmayın!

Giriş +1 içki: 30TL
BERKAN KAYA: Keyboards/Vocal
ALİ DEMİREL: Guitar /Vocal
ULAŞ ENGIN: Bass Guitar
ERHAN AKHAN: Percussion /Vocal
SERKAN ÇALAR: Drums /Vocal “

Maria Callas ve Opera

Maria Callas ve Opera

Müzikle iç içeyim ve her türlü müziği dinleyip içinden sevebilecek şeyler bulabiliyorum. (Sanıyorum en hedonist yanım, müzik sever yanım.) Opera, Türk müziği, rock, etnik müzikler hepsine bayılıyorum… Hepsini iyi yapan müzisyenler olduğunu biliyorum.

Maria Callas ile Ertuğrul Özkök’ü 2008dekibu yazısıyla tanışmıştım. Opera dünyasının tanrıçası olan Callas’ı merak edip internetten aryalarını dilemiş ve büyülenmiştim. İnanılmaz hüzün dolu bu sese aşık olmuş, saatlerce kulaklık kulağımda oturakalmıştım. Tüm dünyada ayakta alkışlanan bu müthiş sesle geçte olsa tanışmış olmak beni çok sevindirmişti.

Bu büyük aşkın üzerinden 2 yıl geçtikten sonra, uzun süre aryalardan mahrum kalmışken, yine Ertuğrul Özkök’ün bu sene yazdığı bir yazıyla küllerinden doğmuştu benim için Callas. Ve son olarak, yine Özkök’un ‘Tuhaf’ adlı kitabında bahsettiği ‘sanatçının ölümünden sonra Ege Denizi’ne dökülen küllerinin hikayesi‘yle birlikte, benim de “tuhaf” bir biçimde Maria Callas ile ilgili bir şeyler yazmam gerektiğini hissettim.

Dilerim herkes, çok geç olmadan bu müthiş sesle tanışır.

MARIA CALLAS (1923-1977)

  • 1923 yılında ABD’de doğan, Yunanlı soprano. 1950’li yılların ve belki tüm zamanların en çok tanınan ve başından geçen sansasyonel olaylarla ses getiren sopranolarından biridir.
  • İlk gençlik yıllarında oldukça kilolu olan Callas, göz önünde bir kadın olarak kilo vermesi gerektiğini düşünüp ve sıkı bir diyetle yaklaşık 60 kilo vermiştir.(kesin bir bilgi yok bu konuda )
  • Atina Konservatuarı’nda 15 yaşında iken ilk anda sesi kulağa kontralto gibi gelse de daha sonra sesinin oturmaya başlaması ile hocaları onun mezzo-soprano olduğunu farketmiştir. ( Kadın Sesleri : Soprano: İnce / Mezzo-Soprano: Orta / Alto: Kalın kadın sesi) (Erkek Sesleri: Tenor: İnce / Bariton: Orta / Bas: Kalın erkek sesi) portedeki yerleri:

  • Kendisini bir sanatçı yapmak için uğraşan annesi ile arası daha sonra açılmıştır. Kendisi bunu bir sanatçı olup para kazanmasının ardından annesinin kendisini kıskanmaya başlamasına bağlamıştır.
  • 1950’lerde dönemin bir diğer ünlü opera şarkıcısı Italyan lirik soprano Reneta Tebaldi ile üstünlük yarışına girmiştir. Karşılıklı atışmalarda bulunan iki sanatçı birbirlerini aşağılayacak demeçler vermelerine rağmen sonunda her ikisi de birbirlerini takdir etmiştir.
  • 1957 yılında kocası ile evli iken bir armatör olan Aristotle Onassis ile tanışan Callas daha sonra Onasis ile bir aşk yaşamış ve böylece adını skandallarla da duyurmuştur. Aristotle Onasis ise daha sonra bir başkası ile evlenerek Callas’ın ve kariyerinin sarsılmasına neden olmuştur.
  • Maria Callas 1977 yılında, 53 yaşında iken ani bir kalp krizi sonucunda hayatını kaybetmiştir.  ( Kendisi için ekşi sözlükte yapılan “aşktan ölen” tanımlamasına bayıldım.)

Ertuğrul Özkök’ün kaleminden okumak için tıklayınız.

Reha Muhtar’ın kaleminden okumak için tıklayınız.

PLAYLIST

OPERA

  • Opera, genellikle tarihi veya mitolojik konulu bir drama eşliğinde ortaya konan, müzikal ve teatral formda bir sahne eseridir. Klasik Batı Müziği geleneğinin önemli bir parçası olan opera, bir tiyatro eserinde bulunan bir çok unsurun yanı sıra, müzikal form veya dansın da içselleştirildiği bir yapı bütünlüğüne sahiptir.
  • Bir orkestra veya müzik topluluğunun eşliğinde sunulan eserin, yazılı metnine “libertto” adı verilir.
  • Oyun süresinin çoğunu sözlü bölümler oluşturur. Sözler, konunun akışına göre belli başlı şu müzik türleri içinde bestelenir:
  1. Arya bir kişinin duygu ve düşüncelerini yansıtır.
  2. Düetterzet, kuartet, kentet vb iki, üç, dört ve beş kişinin duygu, düşünce ve konuşmalarını iletir.
  3. Resıtatif kişilerin sözlerini konuşurcasına bir şarkıyla söyledikleri bölümdür.
  4. Koro ise oyundaki kamu vicdanının sesini ortaya koyar.
  • Bunların dışında oyun başlarken genellikle bir giriş parçasına (uvertür) ve oyun içinde yer yer orkestra bölümleri ya da geçitleri gibi çalgısal bölümlere yer verilir. Bazı operalarda bale sahneleri de bulunur.
  • Bir opera eserinde, genellikle bahsedilen bu müzik türleri ayrı parçalar halinde, ardıl olarak sunulmakla birlikte, bazılarında (örn. Richard Wagner’in eserleri) müzik bir perde boyunca kesintisiz olarak sürer.

kaynak: wikipedia, ekşi sözlük, milliyet blog, hürriyet, gazete vatan, kapadokya müzik

Ara Dinkjian ve Ut

Ara Dinkjian ve Ut

ARA DINKJIAN

1958 ABD doğumlu Ut sanatçısı. Diyarbakırlı efsane müzisyen Onnik Dinkjian?ın oğlu olarak Amerika’da 1958 yılında doğan Ermeni Ut sanatçısıdır. Türkiye’de Kibariye, Mine Koşan, Ahmet Kaya, Coskun Sabah ve Sezen Aksu’ya besteler vermiştir.

Sezen Aksu’nun sözlerini yazdığı Vazgeçtim, Gel Gel Sarışınım şarkılarının bestecisidir.

Enstrümantal grup “Night Ark”ın kurucusudur. Besteleri 13 farklı dilde çok önemli şarkıcı ve müzisyenlerce yorumlanmıştır. En çok bilinen hiti “Dinata Dinata” 2004 Atina Olimpiyatları seremonisinde sergilenmiştir.

Dünyanın en iyi udilerinden biri olarak tanınmaktadır. Kudüs ve Selanik’teki uluslararası ut festivallerinde Ermenileri temsil etmiştir.

PLAYLIST

UD-UT

  • Türkiye’nin yanı sıra, Tunus, Fas ve Cezayir de dahil olmak üzere bütün Arap ülkelerinde, İran’da ve Ermenistan’da aynı adla kullanılan iri gövdeli, kısa saplı telli bir çalgıdır. (İran’da ?barbat? adıyla da bilinir ve Avrupa?nın ?Lavta?sına benzer)
  • Oturularak kucağa alınan ?ud?un gövdesi, üstten sağ kol ve alttan sağ sıkıştırılarak tutulur, sağ eldeki mızrap ile çalınır. Tellere sol el parmakları ile basılır.
  • Daha önce de çeşitli dönemlerde kullanılmış olmakla birlikte, kesin olarak XIX. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı müziği çalgıları arasındaki yerini almıştır.
  • Yaylı sazlarda olduğu gibi udun da bir şekli (formu) var. Yapımdan önce malzemeyi şeçmek gerekir. Ut teknesi; ceviz, maun, erik, kayısı, akça ağaç, kiraz, ithal ağaçlardan magase, vengi, pelesenk gibi birçok ağaçtan yapılmaktadır. En önemlisi kemanda da olduğu gibi üst tabladır. Seste başarı elde edebilmek için tablanın yani göğsün kaliteli ve çok kuru ladin ağacından yapılması gerekir. Ancak güzel ve yumuşak bir ses elde etmek için tabla kalın olmamalıdır. Çünkü ses molekülleri udun teknesine aksederek tablaya yansıyarak titreşim sağlar. Utta ses tablasının yüzde yetmiş beş önemi vardır, buna uyulduğu takdirde güzel ses almak mümkün olacaktır.
  • Ud’un 5. ana elemanı olan teller, tarihte önce çeşitli kalınlıklarda ipekten, sonra bazı teller bağırsak, bazıları ipekten yapılmıştı. Günümüzde de alt iki tel 0.55-0.70 ve 0.65-0.80 mm çapında nylon?dan, üstteki üçü çift, biri tek dört teli de bakır-nikel-gümüş alaşımlı çok ince sargı ile kaplanmış ipekten yapılmaktadır.
  • Ud’un, eskiden uzun süre zeytinyağına yatırılan genç ve erkek kartalın kanadından yapılan ?mızrabı? (teleği), bugün yerini hem esnek, hem sağlam kaliteli plastik malzemeden, 11-13 cm boy, 6 mm en ve 0.6-0.8 mm et kalınlığında ve hafifçe incelen uçları parabolik olarak yuvarlatılıp keçe ile parlatılmış mızraplara bırakmıştır.
  • Ud perdesiz olması sebebi ile zengin bir ses aralığına sahiptir.Yüzyıllardır kullanılmasına Ud için binlerce eser yazılmasına rağmen hala melodik zenginliğini korumaktadır.Perdeli ve mızraplı aletlere göre çok teknik ve zordur.Ud uzunca bir zamanda sabır ve azimli bir çalışma ile öğrenilebilir.Tok ve Davudi sesi ile büyüleyici ve şevk verici bir musıki aletidir.
  • Ülkemizde Kadri Şençalar,Mutlu Torun,Onur Akdoğu,Şerif Muhiddin Targan ve Cinuçen Tanrıkorur gibi musiki üstadlarının yazdığı Ud metodları bulunmaktadır.Bunların bir kısmı basılmıştır.
  • Ünlü Türk Udilerden Bazıları
    • Şakir Paşa
    • Nevres Bey
    • Ali Rif?at,
    • Musa Süreyya,
    • İbrahim Ziya (Özbekkan) Beyler,
    • Şerif Muhiddin Targan,
    • Selânikli Ahmed,
    • Serop ve Küçük Sarkis Efendiler,
    • Şerif İçli,
    • Yorgo Bacanos,
    • Şekip Memduh,
    • Hrant Emre
    • Kadri Şençalar
    • Cahid Gözkan
    • Cinuçen Tanrıkorur
    • Saim Konakçı
    • Mutlu Torun,
    • Samim Karaca,
    • O.Nuri Özpekel,
    • Coşkun Sabah,
    • Yılmaz Yüksel,
    • Teoman Önaldı,
    • Bayram Coşkuner,
    • Sedat Oytun,
    • Yurdal Tokcan

Doğan Hızlan’ın yazısı için tıklayınız.

kaynak: ara dinkjian

Fado ve Amália Rodrigues

Fado ve Amália Rodrigues

FADO

  • Fado, 19.yy’dan günümüze kadar uzanmış bir Portekiz halk müziği türüdür. “Fado” ‘kelimesinin tam bir çevirisi olmamakla beraber, kelime anlamı kadere veya alın yazısı yakındır.
  • Fado, balıkçı, kaşif ya da denizci olan sevgililerini, eşlerini denize uğurlayan ve onların geri dönmesini umutla bekleyen 19. yy Portekiz kadınlarının artık beklenen yakınlarının geri gelmemesi üzerine denize karşı yaktıkları ağıtlardan türemiştir. Bu nedenle Fado, derin acıların, hüzünlerin, özlemin, nostaljinin, mutluluğun ve aşkın ifade edildiği bir müzik türüdür.
  • Günümüz Portekiz’inde modern fado bir çok ünlü müzisyenin icra ettiği popüler bir müzik dalıdır.
  • Klasik Fado, bir Portekiz gitar ve bir klasik gitar eşliğinde tek bir şarkıcının performansıyla icra edilmektedir. Modern fadonun ise yaylı çalgılar dörtlüsünden tüm bir orkestraya kadar çeşitli uygulamaları mevcuttur.
  • Fado şarkılarını okuyan solistlere “Fadista” adı verilir. 20. yüzyılın en ünlü fado sanatçısı Amalia Rodriques’dir.

AMALIA RODRIGUES

  • Kendisine verilen “Fado’nun kraliçesi” ünvanini tüm varligiyla haketmis, 99 yilinda hakkin rahmetine kavusmus sanatçi.
  • Edith Piaf nasil Fransa’nin sembolü olduysa, Amalia Rodrigues de Portekiz için ayni sey olmustur, öyle ki, “Portekiz’in sesi” ona yakistirilmis ikinci bir ünvandir.
  • Amalia’nin fakirlik ve çaresizlikle dolu çocukluk günleri Fado’nun tüm unsurlarini barindirmaktadir. Kendi yaradilisinin da hep melankoliye yatkin oldugu, üstelik daha çocuklugundan itibaren bir ölüm saplantisi oldugu söylenir.
  • Çocuk yasta annesi ve kardesleriyle Lizbon limaninda meyve ve hediyelik esya satarken söyledigi sarkilarla fark edilmis, bundan sonra da ailesinin karsi çikmasina ragmen gece klüplerinde, tavernalarda çalisarak daha yirmisine gelmeden büyük üne kavusmustur.
  • 1940’lardan sonra gittikçe yükselen bir kariyere imzasini atmis; tiyatrolar, filmler, dünya çapinda konserler hayati olmus, genis hayran kitleleri edinmistir kendine.
  • Hep siyahlar giyerek çikmistir sahneye. son sahne performansiysa 98’deki Lizbon Expo Fuari’nin açilisindadir.
  • Her türlü aciyi ifade edebilen inanilmaz güzellikte, berraklikta mezzo-soprano bir sesi vardir.

PLAYLIST

Kaynak: wiki , Özlem Ertan, youtube