Miina Äkkijyrkka

Miina Äkkijyrkka


Şu sıralar herkes bu koca ineklerden bahsediyor. Araba hurdalarından yapılmış, rengarenk ve devasa heykellerden söz ediyorum. Dikkat çekmeyecek gibi değiller doğrusu.

İşin içine bir de ekoloji ve yeniden kullanım kavramları girince, olayı mercek altına almam gerekti. Sizi Miina Akkijyrkka ile tanıştırayım. (Yazının devamında kendisinden Miina diye bahsedeceğim, zira soyadını yazmam çok uzun sürüyor.)

Miina, cep telefonunu web sitesinde yayımlayan, çılgın görünüşüyle bilinen 1949 doğumlu bir heykeltraş. Finlandiyalı olan sanatçı, aynı zamanda koyu politik duruşu ve eylemleriyle biliniyor. 1973 yılında güzel sanatlar akademisinden mezun olduğundan bu yana sergiler açan ve çalışmalarına devam eden sanatçı, heykellerinde araba parçaları ve metaller kullanıyor.

Heykeltraş olmak için doğduğuna inanan Miina, sanatta kullanılan araçların değil ortaya çıkan eserin önemli olduğuna inanıyor. Hayat felsefesini hümanizm olarak belirten sanatçı, heykellerinde ve çizimlerinde inekleri model olarak kullanıyor. Web sitesinde modellerinin fotoğraflarını da paylaşıyor ve insan vücudu yerine hayvanların vücutlarını çalışmanın daha çok ilgisini çektiğini belirtiyor.

 

Modern sanatlara gönül veren sanatçıların, her gün yenilenen iletişim araçlarını ve elektronik ekipmanları çok iyi kullanmasını tavsiye ediyor ve onları göz ardı etmenin gelişmeye engel olacağını belirtiyor. Fakat öte yandan gözlerimizin televizyona bakmak için olmadığını, doğayla bütün yaşanması gerektiğini ekliyor. Finlandiya’nın en renkli simalarından biri olarak anılan sanatçı, 2002 yılında 13.000 Euroluk  “State Award” (Devlet Sanat Ödülü) ile ödüllendirildi ve konuşmasında hurda satıcılarına teşekkür etti.

Deliliğin sınırlarında olduğunu söyleyen sanatçı hayatında sanatının en büyük amacı olmadığını çünkü 3 çocuk sahibi olduğunu söylüyor. Sanatçının yeni eserlerini büyük bir merakla bekliyorum.

Sevgiler,

Kaynak: akkijyrkka.com, marimekko.com, blog.art21.org

İnek

İnek

  • Şehir Tiyatroları
  • Yazan: Nazım Hikmet Ran
  • Yönetmen:   Mehmet Avdan
  • Oyuncular: Berna OĞUZUTKU DEMİRER, Işıl Zeynep TANGÖR, Can ERTUĞRUL, Zafer KIRŞAN, Ozan GÖZEL, Cem URAS, Haldun ERGÜVENÇ

Oyunda, hayallerinin peşinde koşan bir ailenin, içinde bulundukları maddi sıkıntılarından, satın aldıkları bir inekle kurtulma çabaları absürt bir dille anlatılıyor. Başta İneğin kendilerine çok para kazandıracağını düşünen aile fertleri, inekten nasıl yararlanacaklarını bilemediklerinden, durumları zamanla “İnekten Kurtulma Çabası”na dönüşüyor. Nâzım Hikmet’in bu oyunu aynı zamanda sıkı bir bürokrasi eleştirisi.

Oyun konusu okuduğumda bende çok eğlenceli bir kara mizah izleyeceğim duygusu uyandırmıştı. Fakat izlediğim oyun, çocuk oyunundan fırlamış karakterlerle gerçekçilikten oldukça uzaklaşmıştı ve maalesef beni bir kere bile gülümsetemedi.

Karakterlerin tamamı abartılıydı. Olay gerçekten acı ama gerçekti. Bunu gerçek karakterle destekleselerdi nasıl bir şey ortaya çıkardı diye merak ettim.

Tek izlemekten keyif aldığım sahne, oyunun sonlarına doğru 5 oyuncunun da masa etrafında oturup ineğe olanları birbirlerine anlatmaya çalıştıkları anlardı. Büyük bir harmoni ve eğlence ortamı yarattılar, ama oyunun geneline baktığım beklentilerimin hayal kırıklığına dönüştüğü, vasat bir oyundu.