Herkesin İzlemesi Gereken Oyun: MiMinör

Herkesin İzlemesi Gereken Oyun: MiMinör

  • Yazan: Meltem Arıkan
  • Yönetmen: Memet Ali Alabora
  • Oyuncular: Memet Ali Alabora, Pınar Öğün, Can Kahraman, Sennur Nogaylar, Fuat Onan, Coşku Cem Akkaya, Bora Cengiz,  Gözde Seda Altuner, Barış Yalçınsoy, Gizem Yağız, Onur Ay, Öznur Serçeler, Anıl Eroğul, Cansu Kasapoğlu, Deniz Çakır, Ege Arıkan,

Mi Minör ?Kendine Özgür Ülke Pinima?da geçen bir oyundur. Oyun alanına girdiğiniz anda Pinima?ya girmiş olursunuz. Pinima herşeye başkanın karar verdiği, demokrasiyle yönetilen bir ülkedir. Yakışıklı, akıllı ve gece gündüz uykusuz kalarak halkı için neyin doğru neyin yanlış olduğunu düşünen başkan seçimlere katılacak iki partinin de başkan adayıdır. Pinima?da düşünmenize gerek yoktur, ama isterseniz düşünce özgürlüğü satın alabilirsiniz. Pinima?da tek tehlike uzaylılardır. Pinima halkı en çok uzaylılardan korkar çünkü uzaylılar akılları ele geçirebilir. Mi Minör?de seyirci isterse tribünlere oturarak seyirci kalmayı, isterse oyuncularla aynı zeminde ayakta durarak oyuna katılmayı seçebilir. Gösteri boyunca Ustream, Twitter ve Facebook?da neler olduğunu kaçırmak istemiyorsanız, akıllı telefonlarınızı kullanabilirsiniz. Piyanosunun tiz sesleri yasaklanan Piyanist, ona eşlik eden müzisyen ve seyirciler gösteri sırasında bambaşka bir deneyim yaşamanızı sağlayabilir. Piyanist ve ekibi sosyal medyayı kullanarak ülkede yaşananları tüm dünyaya canlı olarak duyuracaklar. Mi Minör sadece oyunun oynandığı alanda değil, dijital medya üzerinden dünyanın her yerinden canlı olarak takip edilebilir. Dijital seyirciler de isterlerse sosyal medya aracılığı ile oyuna katılabilir ya da sadece olanları seyretmeyi tercih edebilir.

Herkesi kolundan tutup bu oyuna götüresim var! Öyle bir anlatma hevesindeyim ki, hem her şeyi bir anda aktarayım istiyorum, hem iyi anlatayım istiyorum, hem çok anlatmayayım da gidin görün istiyorum… Bu nedenle günlerdir yazıyı toparlamaya çalışıyorum.

Türkan dizisinden beri takip ettiğim oyuncu Pınar Öğün’ün twitter hesabından duydum oyunu. Pinima diye hayali bir ülkenin linkini göndermişti. Biraz araştırmayla eşi Memet Ali Alabora ile bir oyun hazırlığında olduklarını öğrendim. Fakat yeterince araştırmamışım. O nedenle oyunu biraz yanlış anlayarak ön gösterime gitmiş bulundum.

Ön gösterim davetiyesi olarak bir vize gönderilmişti. Pinima ülkesine giriş vizesi. Formu çıkartıp gerekli yerleri doldurmamız söyleniyordu. Pinimalı polisler girişte bizi kontrol edeceklermiş… Bir de rahat giyinmemiz söylenmişti, oyunu ayakta izleyecekmişiz…

Hiç bir şey olmasa bile bu davet şekli insanı heyecanlandırıyor. Başımıza neler gelecek diye düşünüp havaya giriyorsunuz.

Neyse bastık vizelerimizi gittik. Çokta detaylı okumamışız internet sitelerini, biraz kafamız karışık. Girişte hakikaten elinde coplarıyla polisler var. Bir vizedeki fotoğrafa bakıyorlar, bir bize, üstümüzü arıyorlar…

İçeri girdik. Maslak Refresh The Venue’de ortasında geniş bir açıklığı olan salondayız. Oturacak yer yok, ayaktayız. Sol taraftaki ekranda reklamlar dönüyor. Pinima ülkesi televizyonunun reklamları.  Sol tarafımızda ise yüksek mi yüksek bir kürsü var.

Derken enteresan bir deneyim olan 2,5 saat başlıyor. Oyun kısa özeti ile şöyle: Bir distopya ülkesi olan, sözde demokratik Pinama ülkesindesiniz. Ve seyirci yani siz dahil herkes Pinama halkından. Ülkenin diktatör başkanı (Memet Ali Alabora) kendi saçma kararlarıyla ülkeyi yönetiyor. Ve bir gün notalardan bazılarını yasaklamasıyla işler değişiyor. Piyanist (Pınar Öğün) eşliğindeki bir grup ayaklanmaya, halka gerçekleri anlatmaya çabalamaya başlıyor. Bu noktadan sonra polis ve televizyon kanalları da devreye giriyor, olaylar çığırından çıkıyor.

httpv://www.youtube.com/watch?v=sB0xP6Z17bI&feature=plcp

Oyunun kısa özeti bu, fakat verilen mesajlar o kadar iç acıtıcı ki… Distopya diyoruz ama Pinima’da olan şeyler aslında bugün yaşadıklarımıza çok benziyor. Olayların gidişatı çok dikkat çekici. Başkanın tavırları ve konuşma şekli bir yerden (!) tanıdık geliyor. Sonra, tüm halkı aydınlığa çıkarmak için didinenin sanatçılar oluşu… Yakın zamanda Ortadoğu’da yaşadıklarımıza benzer bir şekilde sosyal medyanın olaylara dahil edilişi… Polisin sürekli halk içinde dolaşması ve başkana karşı olanların bir şekilde (!) susturulması… Ve oyunun alaycı sonu! Müthiş göndermeler…  Detaylı yazıp büyüyü bozmak istemiyorum ama çok çok zekice yazılmış bir metni var oyunun. Meltem Arıkan inanılmaz bir iş çıkarmış. ( Kendime not: Tez zamanda kitapları alınıp, okuna!)

İşte bu ülkenin vatandaşlarından biri olarak siz seyirciler istediğiniz tarafı seçmekte ve desteklemekte özgürsünüz. Aslında oyuna henüz gitmeden internet üzerinden, twitterdan desteklere başlayabilirsiniz. Ve oyun esnasında da akıllı telefonlarınızla twitter üzerinden Pinima’da yaşananları tüm dünyayla paylaşabilirsiniz. Piyanist ve ekibi de sürekli twitter hesaplarından yaşananları anlatıyorlar. Hatta Piyanist, Ustream üzerinden yaşananları canlı olarak tüm dünyaya aktırıyor. Dolayısıyla herkesin Pinima’da olması gerekmiyor, interneti olan herkes oyunu takip edebiliyor.

Oyunda bir dekor yok. Daha doğrusu kurmaca bir ülkenin içinde olduğunuzdan sadece ülke televizyonunu seyredeceğiniz perde ve başkanın konuşmasını yaptığı devasa kürsüsü var. Onun dışındaki hareketli platformları zaman zaman Piyanist ve ekibi performansları için kullanıyorlar.

Piyanist’i canlandıran Pınar Öğün’ün gerçekten güzel bir sesi varmış. Şarkılar ve müzikler canlıydı. Hoplayarak, zıplayarak, dans ederek çok iyi performanslar çıkardı. Yalnız şarkılar belki biraz daha özenli seçilebilirdi. Piyanist’in o mücadeleci ve muhalefet ruhuna göre çok yumuşak kalmışlardı. (örneğin rock bir parça?)

httpv://www.youtube.com/watch?v=aXwPJIL8-Sw&feature=plcp

İlk 15-20 dakika neler olduğunu anlamaya çalışmakla geçti. Pek ısınamadık, acaba beklentimiz çok mu yüksek diye düşündük. Üstüne bir de teknik arıza oldu, mecburen bir 15 dakika ara verilmek zorunda kaldı. Fakat sonra, hem oyuna ısındık, hem twitterdan olaya dahil olduk. 2,5 saate yakın süre ayakta olmamıza ve belimiz ağrımasına rağmen oyundan kopmadık. (Oyunun biletli gösterimleri başladığında seyirciye iki seçenek sunulacakmış. Ya halka dahil olup ayakta izleyip/oynayacaksınız, ya da oturup olan biteni seyredeceksiniz.)

Oyun o kadar çok şeyi, o kadar güzel bir hikaye de anlatıyor ki. Sevmemek gerçekten mümkün değil. Belki kurgusuna ve müziklerine bir iki eleştirim olabilir ama anlattıkları çok değerli. O nedenle 1 Aralık’tan itibaren sahnelenecek oyunun biletlerini tükenmeden, hemen almanızı tavsiye ederim. Ben mutlaka bir gösterime daha gideceğim. Bir de son olarak, oyundaki polislere dikkat etmeniz gerektiğini söylemeliyim. Başkana karşı gelenlerin başına iyi şeyler gelmiyor…

İyi seyirler,

Oyunla ilgili bilgilerin yer aldığı siteler: