• 200 sayfa
  • Aylak Kitap
  • Baskı: 2010

Felsefeye oldum olası ilgi duyarım, fakat terminolojisine hakim olmadığımdan felsefe kitapları okumak bana biraz işkence gibi gelir. İşte bu kitap tam olarak benim gibiler için bir felsefeye giriş kitabı olmuş. Üstelik akımları, filozofları ve terminolojiyi fıkralarla anlatıyor. E daha ne olsun.Bana da keyifle okuması kaldı.

Öncelikle kitabın adından bahsetmeliyim. Orijinal adı : Plato and a Platypus Walk into a Bar.  Yani bir aliterasyon var, bu esprili bir dille kullanılmış. Fakat Türkçe’ye çevrilince maalesef bu anlam kaybolmuş. Tıpkı kitabın içindeki bazı fıkra ve esprilerde olduğu gibi. Sanıyorum kitabı orijinal dili olan İngilizce olarak okumak daha keyifli olacaktır.

Kitapta birçok felsefi akımdan bahsediliyor. Bunları; Metafizik, Mantık, Epistemoloji, Etik, Din Felsefesi, Varoluşçuluk, Dil Felsefesi, Toplum ve Siyaset Felsefesi, Görelilik ve Metafelsefe anabaşlıklarında toplamışlar. Kitabın bitiminde ise “Felsefe tarihindeki önemli anlar” adı altında bir zaman çizelgesi ve kitap içindeki bazı sözcükleri açıklayan bir sözlük bölümü var.

Felsefeden korkan ama başlamak isteyenlerin okumasını ısrarla tavsiye ederim.

Arka Kapak:

Dikkat! İçerde Felsefespri var!

“Yılın en matrak çoksatarı” -The Boston Globe

“Çok güldüm, çok şey öğrendim, çok sevdim” -Roy Blount Jr.

Felsefe mi? Felsefeyi anlamak için büyük bir dehanın zekâsına ve peygamber sabrına sahip olmak gerekir. Bu doğru değil! Bu komik, ele avuca sığmaz, çok yönlü ve zengin içerikli kitap bu efsaneyi yerle bir ediyor.

“Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer?” ile birlikte kendinizi olağanüstü eğlenceli bir felsefe dersinin içinde bulacaksınız. Felsefi kavramların esprilerle nasıl aydınlatılabileceğini, mizahın da aslında büyüleyici bir felsefi içerik barındırdığını göreceksiniz. Ama bir dakika? Bu iki kavrayış yolu, yani felsefe ile espri aynı şey mi yoksa? Fıkra ve esprilerin kuruluşu ve etkisiyle felsefi kavramların kuruluşu ve etkisi aynı malzemelere dayanmaz mı? İkisi de aynı şekilde aklımızı gıdıklamaz mı? Şey, biraz düşünüp sonra söylesek?

Harvard’lı iki felsefe profesöründen “güldürürken düşündüren” bir Stand-Up?