aşkın cep defteri

  • Yazan: Murathan Mungan
  • İsim: Aşkın Cep Defteri
  • Metis Yayıncılık
  • 160 sayfa

“Mungan’ın aşkı, ayakları yere basar bir biçimde ele aldığı son kitabı…
Murathan Mungan’ın yeni kitabı çok ilgi görecek. “Yazınca da Geçmiyor”, “Kedi Kapısı”, “Fal Metinleri”, “Bende Kalanlar” ve “Aşkın Cep Defteri” başlıklı beş bölümden oluşan ve bilinen edebi türlerden birine kolay dahil edilemeyecek olan kitapta şiir, öykü, metin ve aforizmalar yer alıyor. Bir deftere yazılabilecek şeyler… 
Aşk her zaman ardında okunacak bir şeyler bırakır.”

Murathan Mungan’ın yeni bir kitabı çıkar çıkmaz alırım. Alır almaz da okurum ama baş ucumdan öyle çarçabuk ayırıp kitaplığa koyamam. Çünkü öyle cümleleri, öyle hikayeleri olur ki; ilk okuduğunda yüreğine dokunur, sonraki okuduklarında içine işler.

Bu kitap da aynı diğer kitapları gibi Mungan’ın. Daha önce Kibrit Çöpleri‘ni yazmıştım buraya. Aynı hissiyat ve temennileri bu kitap için de diliyorum.

Aşağıda, kitaptan beğendiğim bazı bölümleri sizlerle paylaşıyorum.

İyi okumalar,

 

sayfa 76-77

“Ona dedim ki: Ben de senden, seninle olan ilişkimden bir şey öğrendim, kendimin kıymetini öğrendim. Kendime değer vermeyi, bir ölçüde de olsa kendimi korumayı, kollamayı; sen beni öyle hoyrat kullandın ki, ben de işte bunları öğrendim. Gülümsedi. Yıllar sonra gelen geç bir gülümsemeyle gülümsedi.Bazı armağanların geç olması değerini hiç azaltmıyor.Boşuna değilmiş diyorsun. Hiç boşuna değilmiş.”

sayfa 84-85

“Tüketilene kadar kullanılmış aşkları daha çok hatıralar ağrıtırken, yarım yamalak kalmış aşklar yaşlandıkça başka tür bir sızıyla yeniden yüze vurur. Olmamışlık başka türlü dokunur insanın içine.

Yarım kalmışlık zamanın yetim boyutudur belki…”

sayfa 85

“Bazı aşklar kendi yangınında ölür. Yeterince tutuşmadan, alevine doymadan kül olur. Erken rüzgar, fazla har, ne derseniz deyin artık. Geçip gitmiştir.”
sayfa 89
“Bazı durumlarda onu beklerken bildiğin şudur: Gelirse mutlu olacaksındır, gelmezse huzurlu.”
sayfa 102
“Bazen onu birine anlatırken fark edersin aşık olduğunu. Bazen de anlata anlata aşık olursun. İyi anlatıcıların dikkatli olması gerekir.”
sayfa 112

“Gereğinden fazlasını söylemek korkusu aşıkların çoğunu dilsizleştirir. Hiçbir şey söylememeye saklanırlar.”