Geçen gün Ertuğrul Özkök’ün yazısını okurken ilk defa duydum “haiku”yu. Metin Üstündağ’ın bir hauki yazarı olmasından kısaca bahsedip, konusunu onun haukisi ile taçlandırmıştı.

tuzu uzatır mısın hayatım

bana değil yarana

(Metin Üstündağ)

Bir meraklı ve google çağı insanı olarak hemen kısa bir araştırma yaptım. “Kısa ve etkili” tanımlaması beni çok etkiledi. Zira koç burcu olan ben, uzun şeylere karşı çoğu zaman sıkılganlık gösteriyorum.

Peki nedir bu “kısa ve etkili” olduğunu düşündüğüm haiku. Haiku, yaklaşık 500 yıllık bir Japon edebiyat sanatıymış.. Japon yazınında geliştirilmiş bir deyiş/yazış biçimiymiş- dünya yazının da bilinen en kısa metin biçimi imiş.

En basit tanımı ile üç mısralık kısa şiir demek. 3 mısra ve 17 Japon karakterinden (veya heceden) oluşmalı, bu 17 hecenin mısralara dağılımı 5-7-5 olmalı örneğin.

Klasik Haiku?da mutlaka mevsimsel bir öge, tabiattan bir parça veya anlık bir duygunun betimlenmesine yer verilmesi gerekiyormuş.Haikuların toplumdaki tezatlıklardan ve kötü olaylardan, dalga gecerek, yererek, aşağılayarak bahsettiği versiyonuna ise “senryuu” deniliyormuş.

Türk şiirinin ve şairinin de ilgisini çekmiş haiku. Orhan Veli’nin 1940lı yıllarda haiku çevirileri yaptığı bilinmekte imiş. Ve Sunay Akın ilk şiir kitabı ” Makiler”de sık sık haiku denemesi yapmış.

gemliğe doğru

denizi göreceksin;
sakın şaşırma. (Orhan Veli Kanık)

——-

bir an önce görülsün diye Akdeniz

toroslarda agaçlar
hep çocuk kalır. (Sunay Akın)

——-

kucuk dere –
deniz’e ulasinca
sasirir iste… (Oruç Aruoba)

Pek bir sevdim ben bu haikuları. Bazıları çevirilerden kaynaklı çok manasız gibi gelse de, kimisi de insanı kalbinden vuruyor. Heceleri tuturamam belki ama ileride bende yazmayı deneyeceğim.

İyi Haiku’lar 😉