• devirCan Yayınları
  • Yazar: Ece Temelkuran
  • İlk basım 2015
  • 504 Sayfa

“”Ben artık susmak istemiyorum. Çünkü insan belki hiç konuşamaz bir kere susarsa. Kuğu gibi dili dışarıda kalır, ses çıkmaz. Ben artık hep konuşacağım.”

Bu bir devir romanı. Herkesin zamanı bir başkasına devrettiği hayatta, Ali ve Ayşe’nin beraber kurdukları gizli bir dünya var içinde. Sadece o iki çocuğun gördüğü ve bir tek dilsiz kuğuların bildiği bir yer. O dünyada bugün yaşadıklarımıza asıl biçimini verenler, yani unuttuğumuzu hatırlamadığımız şeyler var… Ece Temelkuran, yalnızca çocuk gözümüzle bakınca hatırlayacaklarımızı anlatıyor. Dilsiz kuğuların dün söylediklerini yarına devrediyor…”

httpv://www.youtube.com/watch?v=LT-rCqa5J8o

Ece Temelkuran ile tanışıklığım köşe yazılarından gelir. Röportajlarını, televizyon programlarını da zaman zaman takip etmişliğim vardır. Bir kadın olarak sağlam, özgüvenli duruşu ve güçlü söylemleri her zaman dikkatimi çekmiş ve zaman zaman da takdir etmişimdir.

xcxx86 doğumlu biri olarak 70lerin sonu ve 80lerin başı anne ve babamın üniversite yıllarıdır benim için. Darbe dönemi yaşadıklarını zaman zaman sohbetlerde anlatırlar. Kaybettikleri arkadaşları, sağ-sol kavgaları, okulun neredeyse 1 sene kapatılması, hapisler, işkenceler kadar;  o dönem dostlukları, içinde bulundukları trajik duruma rağmen yaşanan komik olaylar da sıkça sohbet konusu olur.

‘Devir’ de tıpkı anne babamdan dinlediğim gibi darbe dönemini siyasi gelişmelerinin yanı sıra devam eden hayatta yaşananları çocukların ve halkın gözünden anlatmaya çalışıyor. Ankara ve Kuğulu Park’ı merkez alarak memleketin o devrine iki küçük çocuğun gözünden bakan romanın ilk sayfalarında o çocuk dilini garipsemiş olsam da ilerleyen sayfalarda Ali ve Ayşe’nin bütün saflığıyla tanık olduklarını görüp inanılmaz içselleştirdim. 80 darbesini ilk kez çocukların gözünden anlatan roman olan Devir, üzerinden 30 küsür sene geçtiği için unutulduğunu sandığımız zamanların, aslında o dönemi yaşamış çocuklar dahil herkesin bugününü nasıl etkilediğini anlamamı sağladı.

Darbe dönemi gençliğinin yaşadığı isyanı, karşıt görüşlerin birbirini anlamamaktaki ısrarı, ekonomik düzeylerdeki farklılıklar nedeniyle yaşanan ezilmişlik ve ötekileştirmeleri okudukça, bizim yaşımızdakiler için yaşadığımız en önemli günler olan, ve benim için hatıraları hala dün gibi taze olan, Gezi zamanlarını oldukça sık hatırladım. Tekerrürden ibaret olduğu sıklıkla hatırlatılan tarihi bol bol anarak bazı yaşananların zaman zaman azalsa veya unutulsa da var olmaya devam ettiğini fark ettim.

Kitabı okumadan önce göz gezdirdiğim yorumlarda çoğu olumlu şeylerin yanında edebi dilindeki başarısızlıklar ve solu yüceltmesiyle ilgili yazılanlar da vardı. Açıkçası edebiyatla ilgili bir uzmanlığım olmadığı için o konuda bir yorum yapamayacağım, ben bir okur olarak okurken zorlanmadım. Sol geleneğinin yüceltilmesiyle ilgili mesele de ise, o dönemleri bizzat ve içinde yaşamış babamın söyledikleri aklıma geliyor. O dönemin gençleri olarak kendilerine ne anlatılıyorsa ona derin bir inançla bağlandıklarını, hangi ideolojik görüşü benimserse benimsesin herkesin memleketi kendisinin kurtaracağına inandırıldığını söyler. O yüzden bize hep “Her görüşten yazarı takip edin, hepsinde kendinize göre doğru ve yanlış şeyler bulursunuz.” der.  Bu anlamda sizin görüşünüz ne olursa olsun, uzak gibi görünse de yakın geçmişimize dair yaşananları okumanızı tavsiye ederim.

İyi okumalar,

Not: Ece Temelkuran?ın yeni romanı Devir, aynı anda hem basılı hem de e-kitap olarak okurlara sunuldu. Can Yayınları?nın 2014 sonu itibariyle ?Aynısının Yarısı? sloganıyla duyurduğu yeni e-kitap fiyat politikasına göre tüm e-kitaplar, basılı kitabın yarı fiyatına satılmaya devam ediyor. e-kitap satan tüm sitelerde Devir, özel fiyatıyla yerini aldı!

Kitabı satın almak isterseniz tıklayınız.