cehennem

  • Yazar: Dan Brown
  • Orjinal İsim: Inferno
  • Altın Kitaplar
  • 576 Sayfa

” Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon başından vurulmuş bir halde hastane odasında gözlerini açar. Ne buraya nasıl geldiğini ne de nasıl vurulduğunu hatırlamaktadır. Camdan gördüğü manzara karşısında altüst olan profesör, evinden binlerce kilometre uzakta, Floransa?da olduğunu anlar. Yaşadığı korkunç baş ağrısına eşlik eden tek şey; sürekli kâbuslarında gördüğü kan kırmızısı bir nehrin karşısından kendisine seslenen gümüş saçlı güzel bir kadın ve toprağa baş aşağı gömülü can çekişen bedenlerdir. Langdon gördüğü kâbusları anlamlandırmaya çalışırken kadın bir suikastçı tarafından takip edildiğini, kendine tedavi uygulayan doktorlardan biri gözlerinin önünde vurulunca anlar. Hastanede görevli diğer doktorlardan biri olan Sienna Brooks?un o ölüm kalım anında yardım etmesiyle hayatta kalır. Simgebilim profesörü kendini bir anda ipuçlarını Dante?nin cehenneminde bularak çözmesi gereken korkunç bir senaryonun içinde bulur. Floransa?nın tarih kokan dar sokaklarından Venedik?in muazzam bazilikalarına uzanan semboller zinciri Langdon?ı insanlık tarihini sonsuza dek değiştirebilecek bir mekâna sürükler. Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski, dünyanın incisi İstanbul?dur. Ve bu şehirde ya insanlık tarihi baştan sona yeniden yazılacak ya da bunu yazacak hiç kimse kalmayacaktır… 

.. Diz çök kutsal bilgeliğin yaldızlı mouseion?unda ve kulağını yere daya, dinle suyun şırıltısını. 

Batık sarayın derinliklerine in, orada, karanlığın içinde bekler khtonik canavar kan kırmızısı sularına gömülmüştür lagünün ki yansıtmaz yıldızları… “

Her kitabıyla oyucuyu şehirden şehre sürükleyen Dan Brown’un yeni kitabı Cehennem, bu sefer Venedik, Floransa ve İstanbul’da geçen macerayla bizleri buluşturuyor. Tasvir yeteneğine hayran olduğum yazar, bazı bölümlerde bu şehirlerdeki mimariyi öyle detaylı anlatıyor ki, hikayeyi okurken gerçekten içinde dolaştığınızı hissediyorsunuz, üstüne googlelayıp görsellerine bakmak istiyorsunuz, yetmiyor o şehirlere gitmek istiyorsunuz. Ama bazı yerlerde bu tasvirleme olayı abartılarak bilgi verme telaşına dönüşüyor ve hikayeden uzaklaşmanıza neden oluyor.

Tasvirleriyle bilinen Dan Brown üslubundaki kitapta tıpkı Melekler ve Şeytanlar, Da Vinci’nin Şifresi ve Kayıp Sembol’de olduğu gibi gizem, sanat tarihi bilgileri ve ters köşe hikayeler mevcut. Fakat gizemlerin sonuncusu, hikayenin çözümleneceği mekan İstanbul’da olduğundan ve bariz özellikleri henüz kitabın ortalarında söylendiğinden, bizler gizemi çoktan çözmüş oluyoruz. Kimin katil olduğunu 10.dakikada çözdüğümüz filmler gibi. O yüzden kitaptaki kahramanların bu gizemi çözmesi kısmı biraz sıkıcı oluyor.

İnsan nüfusunun hızlı artışı konusunun Clive Cussler’ın kitabından çalıntı olduğu iddialarını bir kenara bırakırsak, Dante’nin Cehennem’ini rehber alan kitabı, en azından okuyucuya aşağıdaki soruyu sorgulama olanağı verdiği için bile sevdiğimi söyleyebilirim. Hayatın anlamını vaad ettiği reklam kampanyasının aksine, okuyucu pek de yormayan, macera filmi izliyormuşcasına okutan bir kitap olduğunu biliyorum fakat konusunda nüfus artışı sorununun kıyısından bile geçmiş olması sevindirici.

İyi okumalar,

“Bir düğmeye basıp, yeryüzündeki nüfusun yarısını öldürebilecek olsaydın, bunu yapar mıydın?.. Peki ama eğer o düğmeye hemen basmazsan gelecek yüzyıl içinde insan türünün yok olacağı söylenseydi… O zaman basar mıydın? Arkadaşlarını, aileni, hatta belki kendini öldürmek pahasına?”