• 110 sayfa
  • Can Yayınları
  • Baskı: 2005

90 yaşındaki bir adamın 14 yaşında bir çocuğa aşkı konu olarak hiç ilgimi çekmese de (hatta midemi bulandırsa da) bu roman tam bir edebi şaheser. Tasvirleri ve duyguların kelimeleri kullanarak nasıl müthiş bir etkiyle anlatılabileceğini göstermek açısından müthiş bir kitap. Çevirisi bile bu kadar başarılıysa (Çevirmen:İnci Kurt) orijinal dilinde nasıl olduğunu hayal edemiyorum.

Yazarın diğer kitaplarından ‘Yüzyıllık Yalnızlık’, ‘Kırmızı Pazartesi’ ve ‘Kolera Günlerinde Aşk’ı da en kısa sürede okumak istiyorum.

Arka Kapak:

“1982 Nobel Edebiyat Ödülü?nü de almış olan Gabriel Garcia Marquez?in, yaşayan en büyük dünya yazarlarından biri olduğunu herkes biliyor. Yazdığı son romanı Benim Hüzünlü Orospularım?la yine dünya kitap dünyasının doruğuna oturdu. Yazar, bu kez, doksanını bulmuş çok yaşlı bir gazete köşe yazarının ağzından müthiş bir aşk serüvenini dile getiriyor. Son yılların en güzel aşk romanlarından biri. Büyülü Gerçekçilik akımının yaratıcısı bu büyük ustadan büyüleyici bir roman daha. Kolombiyalı yazar, bu kitapta 90 yaşındaki bir adamla 14 yaşında bir yeniyetmenin ilişkisini anlatıyor…

“Doksanıncı yaşımda, kendime bakire bir yeniyetmeyle çılgınca bir aşk gecesi armağan etmek istedim. Aklıma Rosa Cabarcas geldi, hani şu gizli genelevinde eline bir yenilik geçtiğinde hatırlı müşterilerine haber veren kadın. Daha önce öyle şeylere ya da onun baştan çıkarıcı müstehcen önerilerinin hiçbirine asla kapılmamıştım ama benim ilke sahibi biri olduğuma hiç inanmazdı o. Ahlâk da bir zaman sorunudur, derdi, yüzünde hınzır bir gülümsemeyle, görürsün bak…”