aşka şeytan karışır, hande altaylı

  • Sayfa Sayısı: 200 /
  • Baskı Yılı: 2006 /
  • Yayınevi: Okuyan Us Yayınları /

Arka Kapak:

“Günahı yalnız günahkârlar mı işler? Kötülüğü sadece kötüler mi yapar? Ahlâksızlık sadece ahlâksızların mı tekelindedir? Yüzyıllardır aşkın insanoğluna yaptırdıkları için şeytan işi denilmiştir.

Sol yanımızda?
Omuzumuzda?
İçimizde?..
Şeytan bunun neresinde!
Aşka şeytan karışır. Karışmamışsa o aşk değildir…

“İnsanın kaçmak isteyip de koşamadığı rüyalar gibiydi. Büyülenmiş, duruyordu. Onu hayatında ilk kez, bu gece gördüğüne yemin edebilirdi. Kasıkları ateşe verilmiş gibi alev alev yanmaya başladı ve iki korkuyla doldu. Kalbi sıkıştı, niye on altılık bir küçük kız gibi titreyip duruyordu teyzesinin sevgilisinin karşısında? Bu adamı daha önce hiç çekici bulmamıştı ki.. Erkek olduğunun bile farkında değildi. Çığlık atmak istiyordu ama gel gör ki, üzerinden geceliği sıyrılırken itiraz etmeyi bile başaramadı. Tanımadığı bir duygu bütün vücudunu sarmıştı. Böyle bir şeyin varlığıyla karşılaşmak bile, dünyanın hiç de güvenilir bir yer olmadığının kanıtıydı.””

Hande Altaylı’yı okuduğum ilk romanında çok beğendim. Eşi nedeniyle önyargılı baktığım yazar ( şu önyargılarımdan bir kurtulsam!) beni bir hayli şaşırttı.  Akıcı bir dili var. İçeriği aşk olan bu kadar akıcı bir roman okumayalı uzun zaman olmuştu. Ağır romanlardan sonra “aşk” okumak çoook iyi geliyor. Fakat sonu da fena vuruyor.

Yaz tatilinde okuyabileceğiniz bu kitabı tavsiye ederim. Aşağıda kitaptan ufak bir bölümü bulabilirsiniz.

İyi okumalar,

Sayfa 119

“Sinan anlatırken Aslı, kolyesi dahil, üzerindeki her şeyi çıkarmak istediğini fark etti. Üstelik kalbinde umuda benzeyen bir his vardı. Yeniden aşık olacağına dair küçük bir kıvılcım…Bu umuda sıkıca tutunmak istiyordu çünkü onu Ömer’den koruyabilecek bir tek bu vardı : Eski bir aşkı yenecek yeni bir aşk! Bu fikirle daha da heyecanlandı. Bir kere derinden aşık olup da kaybeden insanların anlayabileceği bir şeydi bu. Yıllar boyunca ruhunda taşıdığı hastalıklı yükten kurtulmanın sevinci… Artık bir parçanız haline gelen acıyı çıkarıp atıvermek… O kadar uzun zaman yaralı yaşamıştı ki, bir anda beliriveren bu iyileşme ihtimali onu ağlatabilirdi. Tekrar tüm ruhutla sevişebilmek istiyordu, hep bir şey eksikmiş hissi artık içinden çıksın istiyordu. Sinan’a sarılırken gözlerinin pırıl pırıl parladığını hissetti.”